KKTC MotorSporlarKKTC RALLİTigin KişmirYazarlar

Tigin Kişmir: “Sakallı Hasan: Hasan Ali Yücel”

Ben Hasan Ali Yücel (Sakallı Hasan), 1950 yılında Baf ilçesinin Aydoğan köyünde ailemin en son çocuğu olarak dünyaya geldim. Gençliğimde Kıbrıs’taki ralli hayatının içinde bulundum ve yine gençken çeşitli mesleklerde çalıştıktan sonra uzun yıllar Lefkoşa Arasta bölgesinde matbaacılık mesleği ile uğraştım. Şu an Lapta bölgesinde emeklilik hayatımı yaşıyorum. 3 çocuk ve 4 torun sahibiyim. Kendimi; Dost canlısı, esprili ve yaşamayı seven birisi olarak tanımlayabilirim. En sevdiğim özelliğim ise, sohbet etmeyi seven biri olarak, iyi bir de dinleyiciyimdir. Özelikle arkadaşlarıma Baf ağzı ile eskileri konuşmayı çok seviyorum.

Ralli sporu ile 1970’li yılların başında, Rum tarafındaki Otomobil Kurumu’nun o dönemki başkanı Dr. Sava’nın, bizi özel etapları izlemeye çağırması aracılığı ile tanıştım. O dönem Salih Çeliker, Turgut Dizdaroğlu ve Erden Baykara gibi arkadaşlarla özel etapları izleyeme başladık. Bu heyecanı yaşadıktan sonra hiç bir etabı kaçırmamaya çalıştım o dönemlerde. Ralli sporu da bu şekilde bana aşılandı.

İlk ralli aracım, 1975 yılında aldığım, sol direksiyon Fiat 128 Rally idi. Plümer koruluğundaki bir yarışa da bu araç ile katılmıştım. Yarışın ertesi günü Türkiye’deki Hürriyet gazetesinde “Kıbrıslılar yeni arabaları ile tarlalarda yarışıyor” diye manşete çıkmıştı arabam. Ralli hayatımda ilk co-pilotum Orhan Olkanlı’ydı ve iyi bir uyumumuz vardı.

Hasan Ali Yücel ile güzel sohbetimize devam ederken rallideki başarıları ile ilgili soruma şöyle cevap veriyor, “Yılını tam hatırlamıyorum ama BMW 2002 aracımla katıldığım Ahmet Raşid Rallisi’nde kürsüye 3. sırada çıkmıştım. Ahmet Raşid Rallileri ülkemizdeki otomobil sporları tarihinde ilerlemesi ve gelişmesi bakımından çok önemli organizasyonlardı. Benim de böylesi büyük bir rallide 3. sırada kürsüye çıkmam unutulmaz bir anıdır.”

Peki, bunun dışında unutamadığınız bir ralli oldu mu? “Evet, yine aynısı, yani ilk dereceye girdiğim ralli olan Ahmet Raşid Bey Rallisi’ydi. O yarışa Türkiye’den gelen yarışçılarla yarışıp 3. gelmiştim. Aslında 2. olmam gerekiyordu fakat yurt dışından gelen bir İngiliz yarışçının zamanları değiştirildi ve ikinci o gelmiş gibi gösterildi. Bunun nedeni ise İngiliz yarışçılarında ülkemizde yapılan rallilere katıldığının gösterilmesi ve Rum tarafında okunan gazetelerde yayınlanması ralliye Uluslararası bir görünüm verilmesi planlanarak yapılan bir organizasyon olmuştu. Ben de ülkemizin menfaati için kabul ettim. Bu yarış, benim unutamadığım bir ralli olmuştu anılarımda.”

Bu güzel sohbete devam ederken Sn. Hasan Ali Yücel’e yeni bir soru soruyorum. Ralli hayatınızda yukarıda söylediklerinizin haricinde unutamadığınız yarışırken yaşadığınız bir anınız oldu mu? Hasan abi kendine özgü Baflı bakışıyla tebessüm ederek anlatmaya başlıyor. “Var tabii olmaz mı? Mazda RX3 aracımla katıldığım bir Good Year Rallisi’nde, Akdeniz ile Kumköy arasındaki özel etapta unutamadığım bir olay vardı. Bütün yarışçılar etapta bahçelerin içinde yolunu kaybetmişti. Ben şans eseri işaret olan Atatürk heykeline ulaşınca oradan da Güzelyurt kontrol noktasına ulaşabildim. Kontroldekiler “Nerede kaldınız?” diye sorunca ben de “Başkası gelmedi mi?” diye sorup olumsuz yanıt alınca tamamdır garanti biz kazandık diye düşündüm. Ardından normal etapta Güzelyurt’tan Grine çemberine, son kontrol noktasında kontrole girme vaktini beklerken Co-Pilot’um Hasip Hasipoğlu “Gir da tamamdır!” deyince kontrole girdik ama 10 dakika erken girdiğimizden 1 e 2 cezasından 20 dakika ceza aldık. Bundan dolayı avantajımızı kaçırıp 1. olmayı beklerken 3. Olmuştuk.” diyor ve yine gülmeye başlıyor.

Sohbetin enerjisi yüksekken yeni bir soru soruyorum Hasan abime, İçinizde halen daha yarışma isteği var mı? Hasan abi hemen cevaplıyor, “İçimde halen daha yarışma isteği var mııı? Tabii ki var olmaz olur mu? O heyecanı kaybetmiyor insan. Ancak şu an evimin önünden geçen yarışçıları gördüğümde, evin arka tarafına geçiyorum. Ben o heyecanı yaşayamayınca rallileri veya başka yarışçıları izleyemiyorum maalesef.

Peki diyorum, yarıştığınız dönemde size ilham veren rallici var mızdı? “Evet, bana ilham veren yarışçı Türkiye’den rahmetli Ali Sipahi’ydi. Gözü pek ve çok iyi arabalarla yarışan bir ralliciydi. 1970’lerin başında Rum tarafında katıldığı yarışların tüm etaplarını izlemek için giderdim. Yarıştığım dönemlerde kendi sürdüğüm arabayı, Ali Sipahi’nin kullandığı şekilde ve aynı teknikleri kullanarak yarışmaya çalışırdım.”

Peki diyorum otomobil sizde ne anlam ifade ediyor? “Otomobiller benim hayatımın bir parçasıdır. Ancak, yaştan yaşa değişiyor. 18 yaşından 45 yaşına kadar benim için sürat ve adrenalindi. 45 yaşından sonra ise A noktasından B noktasına gidebilmemi sağlayan ulaşım aracı oldu. İnsanların beklentileri yaşla birlikte değişiyor.”

Sohbetimize yeni bir soru ile devam ediyoruz. Yarışların siz ve aileniz üzerindeki etkisi olmuş mudur? “Yarışların benim üzerimdeki etkisi olmuştur. Yarışların bendeki en büyük etkisi ve kazanımı birçok değerli arkadaş edinmem oldu. Bizim zamanımızda en çok kitle çeken spor dalıydı. Ailem için ise o dönem balolarına gitmeyi çok seviyorlardı. Ailece hem spor yapıyorduk hem de sosyal ilişkilerimizi geliştiriyorduk. Çocuklarımda hızlı arabaları seviyorlar ama hızı ve yarışı değil. Ben onlara her zaman rallinin yarış parkurları içerisinde, güvenlik tedbirleri alınmış ve gerekli ekipmanlarla yapılabilecek bir spor olduğunu, yollarda ve sokaklarda yapılacak bir şey olmadığını öğrettim. Bu tavsiyelerimde ve öğretilerimde başarılı oldum.”

Devam ediyoruz, Sizin dönem ile şimdiki dönemi, hem organizasyon hem de sporcular açısından nasıl değerlendirirsiniz? “Organizasyonlarda çok fark var. Bizim dönemimizde, bizler gençken, Kıbrıs Türk Otomobil Kurumu’nu kurmuştuk. Yeni kurulan bir kurum olmasından dolayı daha kurumsallaşmamıştı. Ralli sporunu geliştirmek için veya çok profesyonel organizasyonlar yapmak için yeterli bütçeler yoktu. Örneğin o dönemlerde yarışlarda kazandığımız ve aldığımız kupaların çoğu pahalı olduğundan veya ülkede bulunmadığından dolayı Rumlardan kalan kupaları kullandığımız da olmuştu. Bu kupaların üzerinde iki plaka vardı. Bir tarafında ne sporuna ait olduğu belli olmayan üzerinde Rumca yazılar yazan bir plaka, diğer tarafına da kurumumuzun koyduğu, üzerine eklediği Türkçe yazılar yazan plaka bulunuyordu. Şu an sporda imkânlar arttı. İmkânlar artınca çok daha profesyonel Avrupa veya Dünya standartlarında çok başarılı organizasyonlar yapılıyor. Tabii bunun sebepleri arasında organizasyon sayısının artması, sponsorlar bulunması ve en önemlisi bunları organize eden kurumsallaşmış bir Otomobil Kurumu oluştu. Ben de tüm genç arkadaşlarımla gurur duyuyorum ve teşekkür ediyorum.”

 

“Sporcu olarak karşılaştırılınca; bizim dönemde aynı araçlarla hem yarışa giriyorduk, hem de gezmede günlük hayatımızda kullanıyorduk araçlarımızı. Co-Pilot kimi bulabilirsek yanımıza onu oturtuyorduk. Yani bilgi ve imkân yoktu ama çaba ve istek vardı. Şu an genç pilotlarımız çok yetenekli ve dünya şampiyonalarında yarışabilecek yeteneklere sahipler. Hepsi çok daha bilgili ve donanımlı olarak ekip şeklinde çok profesyonelce yarışıyorlar. Otomobil sporları bana çok güzel dostluklar ve arkadaşlıklar kazandırdı. Bir de yarıştığımız dönemlerde çok popülerlik kazandırdı. Herkes bizleri tanıyor ve selam veriyordu. Bu durum bizleri çok onure ediyordu. Ama yarıştığımız dönemlerde hiç para kazandırmadı.” diyerek de gülümsüyor Hasan abim.

En büyük hayalinin, yarıştığı dönemlerde kazandığı kupalarını ve ödüllerini daha iyi muhafaza etmek olduğunu ve bunları çocuklarına çok güzel hatıra olarak bırakabilme olduğunu söylüyor. En büyük korkusunun ise yaşının da verdiği yavaşlamadan dolayı trafik kazası geçirip hayatını kaybetmek olduğunu söyleyen Sn. Hasan Ali Yücel, bundan dolayı araç sürerken çok dikkatli ve yavaş araba kullandığını, trafikte hem kendini hem de karşıdan geleni de korumaya dikkat ettiğini söylüyor.

Peki, Geçmişteki kendine nasıl bir tavsiye verirdin?  Soruma cevap veriyor Hasan abim. “Geçmişteki kendime tavsiye olarak şunu söylemek isterdim. “Ah be Hasan, keşke yarışmayı bırakmasaydın ve devam etseydin. İnan bana bu işi çok özleyeceksin derdim. Yarıştığım dönemlerde en çok Erden Baykara’yı geçmek isterdim çünkü çok iyi arkadaşımdı ve birbirimize çok takılıyorduk. En büyük rakibim Erden Baykara olmuştu.” diyor ve yine gülüyoruz.

Yeni bir soru soruyorum ve sohbetimize devam ediyoruz. Hasan abi insanlara neyi öğretmek isterdin? “Ralli sporunun heyecanını yaşamış ve içinde bulunmuş biri olarak araba sporlarını daha büyük kitlelere ulaştırmak ve öğretmek isterdim. Gerçi Offroad yarışlarına yönlendirdiğim ve derece de kazanmış genç kişiler var Adil Aroğlu gibi. Demek istediğim, ralli sporunu daha çok sevdirmek için ralli okulu açıp orada eğitimler vererek tutkum olan sporuma hizmet etmeye devam etmek isterdim.”

Peki, ralli sporunda “keşke”leriniz ve “iyi ki”leriniz oldu mu? Hasan abim derin bir ahhhh çekerek, “Keşke dediğim şey, keşke daha uzun süre ralli sporunda yarışsaydım. Devam etseydim. İyi kim ise, iyi ki ralli sporunu yapmışım. Sporu yaparken çok güzel arkadaşlıklar edinmiş ve bu arkadaşlıklarımı biriktirmişim. Tüm arkadaşlarımı iyi ki tanımışım. Hepsini çok seviyorum.”

Yeni bir soru. Ben yapamadım ama çocuklarım yapsın dediğiniz şeyler oldu mu hayatınızda? “Evet, çocuklarıma tavsiyemdir, sevdikleri spor veya hobi ile hayatlarının sonuna kadar ilgilenmeleri ve buna zaman ayırmalarını isterim. Zaman çok çabuk geçer ve geçen zamanın telafisi yoktur. Hayallerini ertelemesinler.”

Hayallerden konuşmuşken ve hayallerin ertelenmemesini söyledikten sonra Hasan Ali Yücel’e bir soru daha soruyorum. Diyelim ki Dünya Ralli Şampiyonası’nda yarışabilme adına sihirli bir şans verildi ve hangi sene hangi arabayla yarışmak isterdiniz?  “Hayallerimi süsleyen ve hiç unutmadığım araç, 1970’lerde gördüğüm Renault Alpine idi. O araç ile o dönemlerde yarışmayı çok isterdim. Halen merakımdan çocuklarıma internetten o aracı baktırırım ama daha da pahalı ve az bulunur bir araç olmuş. Benim için çok güzel bir hayaldir.”

Güzel sohbetimiz devam ediyor ve yeni bir soru. Otomobil sporlarına yeni başlamayı düşünenlere 3 en önemli nokta tavsiyeniz ne olur? “Ralli sporuna yeni başlayacak olan genç arkadaşlarıma öncelikle güvenli bir araca sahip olmalarını, Co-pilotu ile iyi anlaşabilmeleri ve yarışta risk alacakları yerleri iyi değerlendirmeleri tavsiyelerinde bulunurum.” diyor.

Peki, dünden bugüne seni en çok etkileyen pilotlar kimlerdir? “1975 yılında Güney Kıbrıs’ta yarışan Stig Blomqvist. Çünkü yarışacağı aracını gördüğümde hiç yarış arabasına benzemiyordu. Bununla nasıl yarışacak diye düşünmüştüm ama birinci gelmişti. Birde erken dönem yarışçılarından Carlos Sainz.”

Hasan Ali Yücel’in de söylediği gibi iki isim de yarıştıkları dönemlere damga vurmuş dünya çapında büyük sporculardı. Hasan abimle samimi sohbetimize devam ediyoruz ve yeni bir soru soruyorum. Bir yarışta kendinize itiraf etmekten, yüzleşmekten hep çekindiğiniz bir olay yaşadınız mı? İlk kez bu yazıda yayınlanacak bir şey? Hasan Ali Yücel biraz düşündükten sonra gözlerimin içine bakarak “Var” dedi. “Bir yarışta hakem olarak görev alıyordum. Bulunduğum yere Hasan Hasçelik Miafiori aracı ile ters yönden geldi. Ona ters yönden geldiğini ve diskalifiye olacağını söyledim. O da bana “Burada senden başka hiç kimse yok, seni burada öldürürüm!” dedi” ve kahkaha atıyoruz. “Ben de zaten ters yönden geldiğinden ve yarışı kazanabileceğini düşünmediğimden ona yolu tarif edip geldiği yoldan geri yolladım. Yarışın sonunda 3. geldiğini ve 2. olması gerektiği için Macila Petrol’un önünde tartıştığını görmüştüm. Yaşım ilerlediğinde keşke yapmayıp diskalifiye etseydim, birlerinin hakkını yememiş olsaydım diye düşündüm.”

Hasan abime bu güzel ders verircesine itirafı için çok teşekkür ederim. Her ne isterse olsun sporcu her zaman disiplinli ve kurallara uyarak sporunu yapmalıdır diyorum ve bu güzel sohbetteki son sorumu Hasan Ali Yücel’e soruyorum. Bir ada insanı olarak genel anlamda otomobil severlere mesajınız ne olur?  “Tabii ki, gençlerimiz ve insanımız bu ülkenin geleceğidir. Onlardan ricam trafikte tüm kurallara uymalarıdır. Ralli sporu yapan insanlarımız trafik kurallarına uygun hareket ediyorlar ve hız tutkularını, güvenliği alınmış özel etaplarda yapıyorlar. Fakat onları izlemeye gelen seyirciler bazen trafik kuralları dışında, izledikleri rallinin motivasyonuyla sürat veya tehlikeli sürüşler yapıyorlar. Hepsinden ricam, hız tutkularını güvenli parkurlarda, kendilerine ve başkalarına zarar vermeyecek profesyonel şekilde yapsınlar. Ve tabii ki sizlere de söyleyecek bir kaç kelimem var. Bizler otomobil kurumunu çok zor şartlar altında imkânsızlıklar içinde kurduk ve bu günlere kadar geldi. Bana ve diğer arkadaşlarıma gösterdiğiniz bu saygı, vefa ve değer karşılığı olarak çok teşekkür ederim ve kurumumuzun şimdiki durumunu ve yerini gördüğüm zaman sizlerle gurur duyuyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

Tabii benim de boğazım düğümlendi. Çok güzel ve kaliteli bir sohbetti. Hatta sohbetin ötesinde çok mükemmel duygular yaşadığım bir söyleşiydi. Ben Tigin Kişmir olarak sizlere çok teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız bizler ralli sporunu bu günlere getiremezdik. Hepiniz çok büyük sevgi ve saygıyı hak ediyorsunuz. İyi ki vardınız ve iyi ki varsınız.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı